Ardeşen

Yukarıdurak Köyü

Web Sitesi              

 Yukarıdurak Anasayfa | Yukarıdurak Video | Yukarıdurak Resim | Yoresel Medya | Yoresel Muzik | Linkler Anasayfa | Iletisim 
»
»
»
Portal  Menu
»
»
»
»
»

 

 

 

Yukarı Durak Anasayfaya Git
0
Köy Kültürü


EĞİTİM VE KÜLTÜR DURUMU
Köy halkının yüzde doksanından fazlası okur yazardır. Köyde ilk defa okul 1946 yılında beş sınıflı olarak açılmış, ardından mahallelerde (Büyükmahallelerde 1966, Yenice 1971, Kayabaşı 1974) okullar açılmıştır. Bu okullarda eğitim ve öğretim birleştirilmiş sınıflarda sürdürüldüğünden dolayı eğitimin kalitesinde düşmeler yaşanmıştır. 1992 yılında planlanarak inşaatı daha sonra tamamlanan ilköğretim okulunun açılmasından sonra eğitim ve öğretim kesintisiz yürütülmeye çalışılmaktadır.
Okullardan toplam 1600 civarında kişi mezun olmuştur. Ayrıca okuma-yazma kursları bitirenlere de belgeleri verilmiştir. Orta öğretime devam eden öğrenci sayısında büyük bir artış vardır. Köyden yetişerek çeşitli mesleklerde görev yapan çok sayıda okumuş insana sahip olan Yukarıdurak Köyünün gurbetle bağlantısı çoktur. Yetişmiş insan sayısı bakımından oldukça ön sıralarda yer alan Köyün; hukuk, Tıp, Eğitim, Turizm, İşletme-İktisat, Mühendislik, Gazetecilik, Polis, hemşirelik dallarında yetişmiş çok sayıda insanı vardır.

KÖYDE ANLATILAN BİR FIKRA;
KORTİ OSMAN, AYI VE İTLER
Korti Osman, çok eskiden köylü kıyafetleriyle ayağında çarıklar şehre gider. Giyimiyle kuşamıyla tamamen bir köylüdür... bir kahvede otururken şehirliler bunu alaya alarak söz atarlar:
“—Bugün dağdan bir ayı kaçmış, şehrimize gelmiş.”
Kortiji Osman sözün kendisine atıldığını anlar ve hemen cevap verir:
“—Hayret!.. Bu kadar itin içine nasıl gelmiş?”
KÖYÜN YETİŞTİRDİĞİ ŞAİRLER
REŞAT ÖNDER:
1964 yılında Yukarıdurak Köyü’nde doğdu. Bir şiir kitabı yayınlandı: ÜÇ BAYRAM ŞİİRLERİ.
RECEP ÖZTABAK
1965 yılında Bursada doğdu. Polis akademisinde amir olan Öztabak Bir çok ülkeye görevli gitmiş Rotterdam başkonsolosluğunda diplomat olarak 3 yıl görev yapmıştır ‘’ YİĞİTLİĞİMDE TEKME İZİ ‘’ adlı şiir kitabi yayımlandı.Amatör olarak halk müziğiylede uğraşmaktadır ve ‘Gürbet zanbaği ve hormonsuz türküler ‘’ adlı albümleri vardır
kimseye bir şey vermez.
BAZI İNANÇLAR
1-Çocuğun ağlamasını kesmek için tavuğun ilk yumurtasına kömür sürerek dört yol ortasına gömerler.
2-Yeni doğan çocuğun ağlamasını durdurmak için horoz sesi işitmemiş çam dalına ipten düğüm atıyorlar.
3-Birden fazla kişinin omuzlarında taşınan tomruğunu bebeği basmaması için bebeğin ayakları tomruğun üzerine bastırılır.
4-Eve dışarıdan getirilen etin bebeği basmaması için bebeğin ayakları etin üstüne bastırılır.
5-Mayısın durağında toprağı oynatırsan, sel alır bereket olmaz.
6-(Salı günü ağaç kesme ile ilgili bir batıl inanç vardır)
7-Ağustosun durağında ekin toplamaya gidersen bereket kalmaz, yel alır gider.
8-Son Çarşamba yola çıkmak uğursuzluktur.
9-Salı günü traş olmak uğursuzluktur.
10-Pazar günü kesilen ağaç güvelenir.
11-Cuma günü yaş ağaç kesen hayır görmez.
12-Akşam namazından sonra evin damlalığından dışarı sıcak su dökeni peri çarpar.
13-Siğil tedavi etmek için el ve ayak tırnaklarıyla yabani elmanın küçük dallarını birlikte dört yol ortasına gömeceksin.
14-Yağışlı havada tarlaya gireni yer altındaki kocakarılar kukarla yer altına çekerler.
15-Cuma günleri hastaları camide dua okutturunca tedavi olacağına inanılıyor.
16-yayla yolundaki DİLEKTAŞI’nda dilek dileğinin kabul olacağına inanılıyor.
17-Şubat ayında düğün yapanların çocuğu olmaz.
18-Düğün günü kız evinde düğüm atılmaz, atılırsa kız bağlanır.
19-Kuzgun öterse ölüm olur. Erkek çakal kimin arazisinde ulursa o haneye uğursuzluk getirir.
20 Ölen kişinin mezarına ilk akşamlar ışık yakılır.
NUSKA (MUSKA)
Nazardan korkanlara, uyurgezerlere, uykuda konuşanlara, ağlayan çocuklara, yeni doğan ineklere, kötülük istenilen kişilere, sevdalılara muska takılıyor.
NAZARA İNANMA
Nazara inanıyorlar. Alaca gözlü insanlar nazarcıdır. Nazar olan inek huysuzlaşır, sütü acı olur, peynir tutmaz. Tamahçı insanların gözü tutar.
KADINLAR YOLUN ALT TARAFINDAN GİDER
Erkeğe kadının saygısıdır. Yaşça küçükler yolun alt tarafından giderler. Büyükler yolun üst tarafından giderler.
YENİ EVLENENLERİ NUSKA İLE BAĞLAMA
İki şekilde oluyor: Birincisi kötülük olsun, ikincisi ise mutlu olsunlar diye.
GUGULİ KUŞU ÖTMEDEN KAHVALTI YAPACAKSIN
Guguli kuşu ilk ötmeden, sen kahvaltını yapacaksın. O öttükten sonra sen kahvaltı yaparsan o sene seni yenmiş olur. Köy halkının inancı bu...
KÖYDE SÖYLENEN ATASÖZLERİ
Isırgan kökünden gül bitmez, yine ısırgan biter.
Elin ölümü ele uyku gelir.
Yetimi beşikte, hastayı döşekte güldürmeyeceksin.
KÖYDEN GÖÇ EDENLERİ UĞURLAMA
Köyden göç edecek kişi komşularını davet eder. Kendisini uğurlamak için gideceği gün herkes evine gider. Arabaya yerleşip hareket edene kadar yanında bulunurlar.
ÖLENİN ARKASINDAN ÜÇ GÜN EVİ SÜPÜRMEZLER
Ölenin arkasından üç gün evi süpürmezler - üç gün evden ayrılmazlar

ASKERE GİDECEK GENÇLERİN VEDALAŞMALARI
Osmanlı döneminde askere gidenler vedalaşırken; “Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var” derlermiş. Bu prensiple Birinci Dünya Savaşı’na köyden bir çok kişi askere alınır. Bunlardan bir anda askere alınan üç kardeşten, Tukioğlu Mehmet, Osman ve Mustafa. Bunlardan Mustafa’nın sekiz yıl sonra köyüne döndüğü bilinir.
İstiklal savaşına katılmış ve madalya almış gaziler şunlardır:
1-Mehmet Nişancı ( Recep ÖZTABAK )in Dedesi Yapaz
2-Mustafa Yazıcı
3-Mehmet Ötabak.
Şimdiki gençler askere giderken ev ev köyü gezerken vedalaşırlar. Askerlik yapmayanı köylü hoş karşılamaz.
İMECE (MECİ)
İmece için ev ev gezilerek akşamdan haber verilir. Genellikle imece davetine uyulur. Beton karma, poruş (kazma) yapma, çay toplama, gübre taşıma, mısır ayıklama için imece yapılır.
Eskiden gelinler kaynata evinde ateş yanan yere yakın oturamazlarmış.
KÖYDEKİ YEMEKLER
Kızlar yemek yapmayı annelerinden öğreniyorlar.
Mutfak aynı zamanda oturma salonudur.
Yemeklerin bir kısmı çatal kaşık kullanmadan yenir. Çoğunlukla aynı sofraya oturulur, yetersiz geldiğinde çocuklara ayrı sofra kurulur. Yemeğe besmele ile başlanır. Yemek dağıtımında belli bir kural yoktur. Yemeğe önce büyükler başlar. Sofradan kalkmanın belli bir sırası yoktur. Sofraya geç oturma, sonradan katılma yoktur.
Sofranın dibine ekmek parçaları dökülmez. Tabakta yemek bırakmak pek hoş karşılanmaz. Misafir dahi gelse sofradan kalkılmaz, “Buyur” denir.
Ateşe tuz, ekmek atılmaz. Komşudan tuz, şeker, biber ödünç olarak alınabilir.
Ocaktaki boş zincir sallatılmaz; ineğin yuvarlanır, herhangi bir uğursuzluk olur.
Eskiden tamamı tahtadan yapılmış sofralar, siniler, kaşıklar, hamur tekneleri kullanılırdı.
“Lahana ekmeğin veziri,
Öteki kıvırı zıvırı.”
Lahana köyün temel besin kaynağıdır. Lahanadan; ğemu, termoni, ezme, sarma, pancari, kavurma, turşu yapılır.
Fasulye: Kuru, taze ve konserve yemekleri ile turşusu yapılır.
Tavalama: Köye özgü peynirin tere yağı ile eritilmesidir.
Haşil denilen mısır lapası yapılır. Yağ ve ayranla yenir.
Elma, armut, ayva kurutularak hoşaflık yapılır.
Ğomu: Kırmızı barbunya, karalahana, mısır unu, tuz, iç yağından yapılan yemektir.
Termoni: az farkla ğomuğun bir çeşidi.
Ayrıca pilav, laz böreği ve baklava da sofraların vazgeçilmez çeşididir.
Kavurma yoğurt, kaymak, ayran, minci, süt, sütlaç, tereyağı da köyün yiyecekleri arasındadır.
TARİHİ VE TURİSTİK YERLER
ILICAK SUYU: Mağara mevkiindedir. Mide ağrılarına iyi gelmektedir.
GAVUR MEZARI VE RUS GÖZELTME YERLERİ: Kayabaşı Mahallesi’nin Kırkıncı Tepesi’nin üstündedir. İşgal döneminden kalmıştır.
PEYGAMBER SUYU: Peygamber Suyu efsanesinde ayrıntısıyla anlatılmıştır.
ZİGEMİ ULYA CAMİİ: Köyde altı adet cami vardır. Bunların içinde tarihi özelliğe sahip olan Zigemi Ulya Camiidir. İnşa tarihi H.1156 M.1743’tür. Cami çeşitli dönemlerde tamirat görmüştür. Caminin vakıflara kaydının yapılması hususunda Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi dekanı Prof. Dr. Haşim Karpuz Bey’in katkıları olmuştur. Kültür bakanlığı tarafından yayınlanan “RİZE” isimli kitabında caminin planı ve fotoğrafı yer almaktadır.
KAPAKLI SU: Borovan yolunda, çanak halinde bir taş üstünde kapak var. İnsanlar içine başını sokarak bu suyu içiyorlar.
Yeşilin her tonuyla kucaklaşmak isteyen, Kaçkar’ın heybetinden fışkıran temiz havayı solumak isteyen derelerde kendi eliyle canlı alabalık yakalayarak yemek isteyen herkesin özlemini gidereceği bir yerdir, Yukarıdurak Köyü...
AVCILIK
Domuz, çeşitli kuşlar, dağ keçisi ve alabalık avcılığı potansiyeli mevcuttur. Köyde avcılık yapanlar vardır.

(Bu bilgiler  www.yukari-durak.tr.gg den alıntıdır.)

Ayrıntılı bilgilere ulaşmak için Tıklayınız.

 

Site  Menu
»
»
»
»
»
»